MESCİD-İ KIBLETEYN

Kâbe Hz. Adem’den beri kıble idi. Hz. İbrahim ve onun dinine tabi olan Hanif’ler de Kâbe’ye yönelerek ibadet ediyorlardı. Hz. Muhammed (a.s.v.)’ın Mirac’ında namazın farz kılınmasıyla birlikte kıble Mecsid-i Aksa’ya tahvil edildi.


MESCİD-İ KIBLETEYN Bu hicretin 16. ayına kadar böyle devam etti. Ancak Efendimiz, Kâbe’ye yönelerek ibadet etmeyi arzuluyordu. Özellikle Medine’de bir kısım Yahudilerin "Muhammed ve ashabı hem bizim dinimize inanmıyorlar, hem de bizim kıblemize doğru ibadet ediyorlar..." gibi alaycı sözleri üzerine Resulullah, Allah’tan kıblenin değiştirilmesini temenni ederek bazen yüzünü semaya çevirip bu hususta gelecek haberi bekliyordu. Bir müddet sonra gelen vahiyde Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur; "Biz, kıblenin değişmesini talep ederek yüzünü semaya çevirdiğini görüyoruz. Şimdi seni razı olacağın kıble (Kâbe) ye döndüreceğiz. Artık yüzünü hemen Mescid-i Harem tarafına çevir. Siz de ey inananlar nerede olursanız olun yüzlerinizi ona doğru çevirin". (Bakara; 144). Bu esnada Rasulullah Seleme oğulları mahallesinde öğle veya ikindi namazının üçüncü rekatında bulunuyordu. Namazı bozmadan cemaatle birlikte kalan iki rekatı Kâbe istikametine yönelerek kılmışlardır. Bu hadisenin anısına buraya mescid yapılarak adına "Mescid-i Kıbleteyn","İki Kıbleli Mescid" denilmiştir.