HACERÜ’L ESVED TAŞININ TARİHİ VE ÖNEMİ

Hacerü'l Esved'in önemi, Peygamber Efendimiz'in Veda Haccı sırasında onu öpmesinden gelmektedir. Hac ve Umre'de tavaf Hacerü'l Esved'den başlanır ve yine Hacerü'l Esved taşında bitirilir.


HACERÜ’L ESVED TAŞININ TARİHİ VE ÖNEMİ HACERÜ'L ESVED TAŞININ İSLAMİYET İÇİN ÖNEMİ NEDİR

Hac ve Umre turları sırasında misafirlerin en büyük arzularından biri de Hacerü'l Esved taşına el sürmektir. Yüzlerce insan, Hacerü'l Esved taşına dokunmak, kimisi ise sadece yakından görmek için birbirleriyle yarışırlar. Tavaf esnasında oluşacak bir boşluktan yararlanıp Hacerü'l Esved taşına dokunan hacılar, tıpkı Peygamber Efendimiz (S.A.V) gibi Hacerü'l Esved taşına el sürüp bu sünneti yerine getirmiş olurlar. Hacerü'l Esved'in önemi, Peygamber Efendimiz'in Veda Haccı sırasında onu öpmesinden gelmektedir. Hac ve Umre'de tavaf Hacerü'l Esved'den başlanır ve yine Hacerü'l Esved taşında bitirilir. Tavaf esnasında sünnet olması nedeniyle mümkünse öpülür, yoksa elle dokunulur. Ona da imkan bulunamaz ise uzaktan el kaldırılıp Bismillahi Allah'u Ekber denilerek selamlanır. Peygamber Efendimiz'in Veda Haccı'nda hasta olduğu için devesinden inmeden tavaf sırasında değneğiyle ona dokunduğu ve bir tavafı esnasında da eliyle selam verdiği rivayet edilir.

HACERÜ'L ESVED TAŞININ ÖZELLİKLERİ NELERDİR

Hacerü'l Esved taşı, Kabe'nin güneydoğusunda yer alır. Yerden yaklaşık olarak 1.5 metre yükseklikte bulunur. Hafif kırmızı ve sarı damarcıkları olan oldukça parlak siyah bir taştır. Hacerü'l Esved, Arapça "siyah aş" anlamına gelmektedir. Hacer taş, esved ise siyah demektir. taşının tarihi, Kabe'nin tarihi ile başlar. Kabe'nin duvarına ilk defa Hz. İbrahim tarafından konulmuştur. Hacerü'l Esved taşının nereden geldiğiyle ilgili olarak çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Mekke yakınında bulunan Ebu Kubeys Dağı'ndan geldiğine dair inancın yanı sıra Nesai, bir hadis-i şerifinde Hz. Peygamber'in "Hacerü'l-Esved cennettendir" diye buyurduğunu nakleder.

HACERÜ'L ESVED TAŞININ TARİHİ

Kabe, Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'den sonra birçok savaşlara, yıkımlara ve doğal afetlere şahitlik etti. Çok kere tahrip edildi, birçok kez yeniden inşa edildi. Yaşanan bu durumlardan Hacerü'l-Esved taşı da olumsuz etkilendi.
Bir süre sonra Amalika kabilesinin eline geçen bu bölge ve Kabe, duvarları daha yüksek bir şekilde yeniden inşa edildi. Ancak bir süre sonra Kabe'yi kendilerinin gibi görmeye başlayan ve hacılara kötü davranmaya başlayan Amalika, ikinci bir sel felaketinin ardından Kabe'yi terk etti. Bölge yeniden Cürhimi'lerin eline geçerken, onların da hacılara kötü davranması üzerine Bekroğulları ve Huzaalılar savaş açıp Cürhimiler'i Mekke'den çıkardı. Ancak şehri terk ederken Kabe'nin değerli eşyalarını yağmalayan Cürhümiler, Hacer'ül Esved-i de toprağa gömüp sakladılar. Şehri ele geçiren Huzaalılar, taşı bulup tekrar eski yerine koydular. Huzaalılar'dan sonra Mekke ve Kabe'nin yönetimi Peygamber Efendimiz'in beşinci atası Kusay b. Kilab ve oğullarına geçti.

Hz. Peygamber zamanında, duvarları alçak olan Kabe'nin değerli eşyaları çalınmaya başlamış, bu yüzden Kabe'yi daha korunaklı bir şekle dönüştürmeye karar vermişti. Tam bu dönemde bir yangınla tahrip olan Kabe, ardından gelen bir sel felaketiyle tamamen yıkıldı ve yeniden inşa edildi. Ancak Hacerü'l-Esved'i yerine yerleştirme konusunda bencil davranan kabileler bu şerefi başkalarına vermek istemeyince sorun büyüdü. Bundan dolayı kan dökmek istemedikleri için de "Kabe'ye gelecek ilk kişinin hakemliğini kabul etmekte" anlaştılar. Kararlaştıkları günün sabahında Kabe'nin çevresinde beklerken Kabe'ye "Muhammedü'l-emin" dedikleri Peygamber Efendimiz geldi. Henüz o zaman Peygamberliğini ilan etmemiş olan Efendimiz, yere bir bez parçası serdi ve Hacerü'l-esved'i kendi elleriyle üzerine koydu. Her kabileden bir temsilciye bezin bir ucundan tutup kaldırmalarını söyledi. Onların kaldırdığı bu taşı tekrar kendi elleriyle alıp yerine koydu. Allah bu şerefi kendi Peygamberine nasib etti; kabileler ise kaldırmaya ortak olmanın verdiği mutlulukla barıştılar.
Peygamber Efendimiz'den sonra Yezid döneminde çıkan bir savaşta Hacerü'l-Esved taşı 3 parçaya bölündü. Daha sonra Abdullah b. Zübeyr döneminde kırılan bu parçalar birbirine yapıştırılırken, Osmanlı padişahı birinci Ahmet döneminde Kabe tamir edildi. Bir sel baskınıyla tekrar yıkılan Kabe'de Hacerü'l-Esved taşının da bir parçası kırıldı. Dördüncü Murat döneminde Kabe'nin tamiriyle birlikte Hacerü'l-Esved taşı da gümüşle kaplanıp altınla yaldızlanarak muhafaza altına alındı.