Arafat dağı’nın önemi

Arafat Dağı, Mekke’nin 22 km. doğusunda yer alan ve Harem sınırları dışında kalan ova görünümlü bir alandır. Arafat Dağı’nın sınırları yaklaşık 4 bin  yıl önce Hz. İbrahim Peygamber tarafından çizilmiş ve Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından da pekiştirilmiştir.


Arafat dağı’nın önemi Kuran-ı Kerim, Mekke’yi şehirlerin anası olarak vasıflandırır. Kur’an’ın açıklamasına göre Hz. Adem ilk insan ve Peygamber, Mekke ilk yerleşim merkezi ve Kâbe de ilk mabet olduğuna göre -en doğrusunu Allah bilir- insanlık hayatı, Mekke’de Arafat çevresinde başlamıştır. İnsanlık Hz. Adem ve Havva ile birlikte hayatını bu alanda bilip tanıdığı veya hacılar birbirlerini burada tanıdıkları için, sınırları belirli bu bölgeye bilme ve tanıma anlamına gelen “Arafat” denilmiştir.

Hz. İbrahim ile başlayan Hac ibadeti için, her yıl dünyanın değişik bölgelerinden gelen farklı millet ve ırktan insanlar, Arafat’ta toplanırlar.

Peygamberimiz, “Hac Arafat’ta vakfedir” buyurarak Kıyamet Günü ilahi huzurda toplanışı sembolize eden bu toplantının; vakfenin farz bir görev olduğunu açıklamıştır.

Arafat yeryüzünde pek çok Peygamberin iştiraki ile çok büyük toplulukların bir araya gelip ibadet ettiği, dualar yaptığı, en kutsal alandır.

Arafat-daginin-onemi.jpg

Arafat’ın bu mucizevi özelliği milyonlarca insanın katılımı ile yapılan vakfelerle dönemimizde de devam etmektedir. Açıklanan özellikleri sebebiyledir ki Kıyamet Günü’ne kadar her yıl, Arefe günü Arafat, duaların en ziyade kabul olunacağı ve hacıların bütün günahlarından arınabileceği bereketli bir alan olma hususiyetini koruyacaktır.